MEHMET  ZENGİN

SAHİ SİZ BU ‘YIKIM EKİBİNE’ OY MU VERECEKSİNİZ?

12.6.2018
Sahi siz bu ‘yıkım ekibine’ oy mu vereceksiniz?

Muhalefet, geleneksel muhalefet anlayışının ürünü partilerde uygulana geldiği gibi her şeye muhalif olmak, kötülemek, engellemek, yıkmak değildir!

 Muhalefet, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkesinin refahı, kalkınması, huzuru ve milletinin yaşam kalitesinin artması için ne gibi adımlar atacağını ayrıntılı araştıran ve veriler ışığında toplumla paylaşmaktır.

 Muhalefet partileri, iktidarların en güçlü yol göstericisi ve ülkesinin lehine olan icraatları destekleyen, yanlış icraatlar söz konusu olduğunda ikaz görevini yerine getiren, yapıcı ve onarıcı anlayışa sahip olmalıdır. Hükümetleri eleştirirken mutlaka somut, tutarlı ve gerçekçi olmalı. Hükümeti, milleti adına denetlemeli, hatalarından dönmeyi, daha iyi hizmet için vermesi için teşvikçi olmalıdır. Yapılan olumlu ve yararlı hizmetleri cesurca dile getirebilmeli. Kısır çekişme, siyasi veya kişisel mülahazalarla ülkeye zarar vermemeli.

 Maalesef ülkemizde muhalefet partileri bu anlayıştın çok uzak bir anlayışa sahiptir. Muhalefet yapmak; ülkemizde muhalif olmak, her şeye karşı çıkmak olarak anlaşılmakta ve tatbik edilmektedir. Sadece eleştirmeye dayalı “geleneksel muhalefet” anlayışı bu ülkede yeterli tahribat yaptı. Artık bu anlayış terk edilmeli. Bu anlayışla sürdürülecek muhalefet anlayışı ne bu ülkeye ne millete ne de kendilerine bir yararı olmadı, bundan sonra da olmayacaktır.

 Yeni Türkiye’ye  ‘yeni muhalefet’ anlayışı hakim kılınmalı.

 Yeni muhalefet anlayışının temel prensibi, yakın ve uzak gelecekte yapılması planlanan somut projeler, hedefler ve yönetim anlayışın kamuoyu ile paylaşılması olmalıdır. Yeni muhalefet anlayışında ülke çıkarları; kişisel, parti ve küresel aktörlerin menfaatinin üstünde tutmak olmalıdır.

 Hayata geçirilmesi zorunlu olan “Yeni Muhalefet” anlayışı, millete alternatif iktidar adayı olarak güven verebilmelidir.

 “Yeni muhalefet”;

-Enflasyonu “nasıl” düşüreceğini…

- Faizleri nasıl düşüreceğini…

- FETÖ, PKK, YPG, PYD, DHKPC gibi terör örgütleriyle “nasıl” mücadele edeceğini…

-İşsizliği düşürmek için hangi çalışmaları yürüteceğini…

-İstihdamı artırmak için hangi adımları atacağını…

-Refahı nasıl yükselteceğini ve tabana yayacağını…

- Ülkenin içinden geçtiği, uluslar arası ekonomik, siyasi ve kültürel saldırın üstesinden gelmek için ne gibi adımlar atacağını açıklayarak milletin önüne çıkmalı.

 24 Haziran seçimlerine giderken meydanlarda boy gösteren adaylar ve partileri maalesef ‘yeni muhalefet’ anlayışından epey uzak bir görüntü sergilemektedirler. Muhalefet partiler; Türkiye’nin refahı, kalkınması, huzuru ve halkın yaşam kalitesini artırmak için kafa yoracağına;  Erdoğan’ı nasıl alaşağı ederim, ülkeye nasıl zarar veririm onun hesabına girmişler!

 Meydanlarda, ülke sorunlarının çözümüne yönelik tek bir proje dile getirmeyen muhalefet partileri; hükümetin 16 yılda inşa ettiği yatırımları ve tesisleri yıkmak, durdurmak gibi akla ziyan vaatlerle halkın karşısına çıkıyor.

 Seçim kampanyalarını `yıkmak, durdurmak ve satmak` stratejisi üzerine kuran Muharrem İnce-Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu’nun vaatleri ile ‘Gezi’ olaylarını durdurmak için hükümetle masaya oturan “Gezi Kalkışması” tertip heyetinin şartları arasındaki benzerlik aslında her şeyi ortaya koymaktadır.

Unutanlar için hatırlatalım. Gezi Kalkışması tertip heyeti 3.Köprü, 3.Havalimanı ve otoyol projelerinin durdurulmasını, Kanal İstanbul ve nükleer santral projelerinin iptal edilmişti.

CHP, İP ve SAADET Partisi adayları, 24 Haziran’da seçilmeleri durumunda yapacakları evlere şenlik o vaatlere kısaca bir göz atalım.

CHP adayı Muharrem İnce ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk ekonomisinin enerjide dışa bağımlılığını bitirecek Akkuyu ve Sinop nükleer enerji santralleri ihaleleri ile Türk ekonomisine yıllık 8 milyar dolar katkı sağlayacak Kanal İstanbul ve yerli otomobil projelerini iptal etmenin yanı sıra yerel yönetimlere de özerklik getirmeyi vaat etti.

İP`in Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener `in de büyük seçim vaadi TRT`yi satmak!  Akşener ayrıca şehir hastaneleri projelerini durdurma ve yurt dışında gerçekleştirdiği çalışmalarla Türkiye`nin en stratejik kurumlarından biri olan TİKA`yı kapatmayı vaat ediyor.

Yapılanları yıkmak yapılacak olanları durdurmak vaadi ile kampanya yürüten bir diğer Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu ise "İktidara geldiğimizde ilk yapacağımız iş Türkiye`deki bütün yatırımları durdurmak" dedi.

Saadet Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu`da diğer muhalefet parti adaylarının başını çektiği yıkım ekibinden aşağı kalır tarafı yok. Karamollaoğlu, diğer adaylar gibi AK Parti hükümetlerinin yaptığı tüm mega projeleri durduracağını ilan etti. Hızlı tren hizmetine, ‘göçü hızlandırır’ gibi komik bir gerekçeyle itiraz etti.

HDP ve onun adayının vaatlerinden bahsetmek zaman kaybıdır. Zira Türkiye’yi bölmek gibi bir hedefi olan PKK Terör Örgütü’nün siyasi kanadı olan bu partinin memleket ve millet lehine projeler geliştirmesi beyhudedir.

‘Millet İttifakı’ içinde bulunan bu partilerin seçim beyannamelerinde, terör örgütleri ile mücadele kapsamında neler yapacakları ilgili tek bir cümleye yer vermemeleri ve meydanlarda sözcülerinin ifadelerinde terör örgütleri ile ilgili tek bir olumlu söylemde bulunmamaları manidardır!  FETÖ ve PKK ile ilgili verdikleri tek vaat FETÖ ve PKK`dan tutuklu olanları salıvermekten ibaret.

Tüm muhalefet partiler, elli küsur vatandaşımızın öldürülmesinden sorumlu tutulan Demirtaş’ın salıverilmesini istemeleri ayrı bir garabettir!

Yıkım ekibine oy vermeyi düşünen vatandaşlarımıza bir hatırlatmada bulunarak yazıma son vermek istiyorum. Dünya’yı yöneten küresel aktörlerin istek ve beklentileri ile muhalefet partilerin seçim vaatleri ve stratejileri arasındaki benzerlik bu kadar açık iken hala bunlara oy mu vereceksiniz?

-Yapılmakta olan yatırımların durdurulması, yapılanların yıkılması ve 15 yılda elde edilen tüm olumlu kazanımların çok kısa sürede kaybedilmesini istiyorsanız buyurun verin!

-Meteliğe kurşun atan bir ülke haline dönüşüp, yeniden İMF adlı emperyalist sömürü fonundan para dilenmek durumuna gelmek istiyorsanız buyurun verin!

-Yerli ve milli silah sanayimizin kapısına kilit vurulmasını istiyorsanız buyurun verin!

-Söz sahibi güçlü ve bağımsız bir ülke olmaktan çıkıp geçmişteki içine kapalı, pısırık ve iddiasız bir Türkiye’ye geri dönmek istiyorsanız buyurun verin!

Gelin hep beraber yeni Türkiye’ye  ‘yeni muhalefet’ anlayışını hakim kılmak için bu ‘geleneksel muhalefete’ bir ders verelim.

 Gelin bu ülke için taş üstüne taş koyanlara destek verelim. Verelim ki geleneksel muhalefet anlayışının bu ülkede prim yapmadığı hakikatini herkes görsün!

 MEHMET ZENGİN

12/06/2018

©2010 Copyright Mehmetzengin.net