MEHMET  ZENGİN

İSRAİL’İN GELECEĞİ TEHDİT ALTINDA!

25.12.2016
İsrail, Batı dünyasında en yüksek doğum oranına sahip. İlk bakışta İsrail adına iyi bir gelişme gibi görünse de doğan çocukların çoğu Siyonizm’i reddedenlerin çocuklarından oluşmaktadır.Onlar, yakın bir gelecekte ülkedeki seçmenlerin çoğunluğunu temsil konumunda olması içten bile değildir.

Kudüs Shaarei Zedek Hastanesi’nin acil bölümünü ziyaret eden herkes; uzun koridorun sonunda Yahudi inanışında önemli yer tutan 30 bölümlük ‘Genesis’ (yaratılış), yani Tanah ve Eski Ahit’in ilk beş kitabını oluşturan Tevrat’ın birinci kitabındaki bir bölümünde yer alan; İsrail asılı heykeltıraş Michael Katz’ın duvara kazıdığı ve ‘doğumu’ sembolize eden büyük insan siluetlerinden oluşan tuhaf bir duvar heykelini görebilirler.

Bu heykel, Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’taki 1.Musa 9/7. ayetinde yer alan “ Gidin ve çoğalın” ifadesinin sembolüdür. Yahudiler, Tevrat’ın ifadesiyle ‘Gidin ve çoğalın’ emrini yerine getirme hususunda oldukça hassaslar. Hassas oldukları, Batı toplumu içerisinde en yüksek doğum oranına sahip olmalarından anlaşılmaktadır.

Kudus Shaarei Zedek Hastanesi’nde, bir yılda yaklaşık olarak 22.000 doğum olmaktadır. Bu yüksek oran İsrail’i mutlu ediyor gibi görünse de keyfiyet olarak hiç de hoşnut değiller!

Sosyal politikalar üzerine araştırmalarıyla tanınan ünlü İsrailli araştırmacı Nahum Balas; yazdığı bir makalede, ülkenin en fazla doğum oranına sahip nüfus grubunun; İsrail’i ‘Siyonist’ ve ‘Demokratik ’ bir ülke olarak görmek istemeyen kesimden oluştuğunu kaleme aldı.

Bunun anlamı şudur: Yeni doğan çocukların çoğunluğu, İsrail’in Siyonist emellerine karşı olan Müslüman Arap ve Haredi ailelerin çocuklarından oluşmaktadır.

Peki Harediler kimdir?

Ortodoks Yahudiliğini en muhafazakar kesimi olarak bilinirler. Dini uygulamaları, Hz.Musa zamanından günümüze kadar doğru şekilde uyguladıklarına inanan ve laikliğin, Yahudilerin toplumsal anlayışı olduğu fikrine şiddetle reddeden kesimdir.

İsrail’de nüfusun yaklaşık olarak %10’una tekabül eden Harediler toplumun diğer kesimlerine göre farklı yaşam tarzına sahip ve bir o kadar da izole bir hayat yaşamaktadırlar.

Harediler, Siyonistlerle iyi ilişkilere sahip değildir. Siyonist fikirleri Mesih’ten önce kurulacak bir Yahudi devletine karşı olmalarından dolayı reddetmişlerdir ve siyasi bağımsızlığın ancak kutsal bir müdahale ile ortaya konulabileceğine inanmaktalar.

Haredi Yahudileri barışçıl insanlar olarak bilinmektedir. Başka toplumların inançlarına karışmayan, karşılıklı anlayış ve hoşgörü içinde yaşamaktalar. Siyonist İsrail’in 1940’lı yıllardan bu yana uyguladığı terörü ve etnik temizlik faaliyetlerini asla kabul etmemektedir. Aleni olarak bu yanlışı ifade etmekten geri durmuyorlar. Bu nedenle, Siyonistler için büyük bir iç tehdit olarak görülmektedirler.

İsrail’de yaşayanların yüzde 40’ı,İsrail’in temel kavramlarına karşı ve Yahudi devletini sorun olarak görmekte. Geriye kalan kısmının çoğunluğu ise liberal demokrasiden ziyade dine dayalı yönetim biçimini, diğer bir değişle hahamlar teokrasi ile yönetilen bir sitemi tercih etmektedir.

Gelecekte bu kesim, yüksek doğum oranları nedeniyle seçmenlerin çoğunluğunu oluşturması beklenmektedir. Zira Müslüman Araplarda gözlenen nüfus artışı yüzde 2,2’lik oranla Yahudi nüfusuna göre iki kat daha yüksektir.

Kendilerini ‘Harediler’ olarak adlandıran dindar Ortodoks Yahudilerin ortalama 6,53 çocuğu var. Bu oran, 2.07 çocuk ortalamasıyla laik ailelerden üç buçuk kat daha fazladır. Bu durum elbette İsrail ulusu ve ideolojisi için büyük bir sorun anlamına gelmektedir.

Müslüman Arapların ve Haredilerin daha etkin entegre edilmemeleri durumunda İsrail’in ‘temel kavramlarına’ (Siyonizm) bağlı nüfusun demografik yapısı her yıl yüzde 0.6 civarında küçülecektir. Mevcut trendin sürmesi halinde Araplar 2040 veya 2050’de İsrail nüfusunun çoğunluğunu teşkil edecek.

 İsrail gerek nüfus, gerekse askeri açıdan 1967’ye oranla çok daha güçlü olmasına rağmen; nüfusun büyük bölümü geleceğe kötümser bakmaktadır.

Geleceğe kötümser bakmalarında; İran’ın ve Lübnan Hizbullah’ının, İsrail’i yıkmak yönünde sarf ettiği ‘içi boş’ tehditlerin kısmi etkisi yanında; Yahudi bilim adamı, gazeteci ve yazarların öngörülerinden çok daha fazla, Siyonizm prensiplerine inanan neslin giderek azalması etkili olduğu kanaatindeyim..

  Beklenen sonu bizzat kendilerinden olanların ifade etmesi korkularını artırmaya yetiyor!

Bakın İsrailli Yahudi olan “Yeşeyahu Libuviç, Abraham Burg, B. Mikhail, Nahum Berniya, Yediot, Abraham Tiroş” bu konuda neler söylemiş.

– İsrail’in kurulmasına karşı olan Yahudi Profesör Yeşeyahu Libuviç: “Yedinci gün, yani 6 gün süren savaşı takip eden gün, uyanmazsa, İsrail için sonun başlangıcı olacak.”

 -Abraham Burg, Haaret gazetesinde yayımlanan bir makalesinde; “İsrail, yok oluşunun kökenlerini bünyesinde taşıyan Siyonist bir gettodur” .

 – Mikhail; “İsrail Devleti’nin sonu, ufukta görünüyor”

 -Nahum Berniya, ” İsrail, varlığı tartışmaya açık olan bir devlettir”.

 –Abraham Tiroş: “Yahudi devletinin gelip geçici bir varlığa dönüşmesi yaklaştı mı?

 Buna benzer çok sayıda tespit mevcut.

Bunlardan önemli bir tanesi de ABD’nin istihbaratı CIA’dan geldi. CIA’nın önemli bir yetkilisi de geçmişte bu tartışmalara katılarak şu kritik ifadeleri kullanmıştı: “İsrail’in önümüzdeki yirmi yıl içerisinde çöküşü, kaçınılmaz bir şeydir. İki milyondan fazla yeşil kart ya da Amerikan pasaportu sahibi İsrailli, önümüzdeki on beş yıl içerisinde Amerika’ya gidecek. Bir milyon altı yüz bin İsrailli ise, Batı’daki yurtlarına yani Rusya’ya ve Doğu Avrupa’ya dönmeye hazırlanmakta”.

Onların, İsrail’in geleceğinin tehdit altında olduğu gerçeğini inandıkları kadar İslam dünyası da bu hakikate inanır ve vahdeti oluşturabilirse katil Siyonist Devletin yok olması kaçınılmaz olacaktır.

Filistin halkına yönelik etnik temizlik, yayılmacılık ve cinayetlerle Liboviç’in öngördüğü sona doğru adım adım ilerlemektedir.

Her ne kadar yaşadığımız süreç iç acısı olmasa da her şey İslam Dünyasının lehine gelişiyor. Akan kan ve dökülen gözyaşı, İslam’ın zaferinin doğum sancısının habercidir.

Umarım ‘doğum’ sağlıklı gerçekleşir ve İslam dünyası en yakın zamanda huzura kavuşur.

MEHMET ZENGİN

09/12/2016

©2010 Copyright Mehmetzengin.net