MEHMET  ZENGİN

‘ÇÖZÜM SÜRECİNİ BİTİRMEKTE KARARLILAR!’

20.11.2014
‘Çözüm Sürecini bitirmekte kararlılar!

’Türklerin Anadolu’ya hakim olmasından bu yana Türk ve Kürt halkları bu topraklarda yan yana kardeşçe yaşamışlardır.19.Yüzyılda Avrupa`da ortaya çıkan ve zamanla İslam Dünyasını etkisi altına alan `ayırımcı` milliyetçilik akımı; `Ümmet` bilincini ve `İslam kardeşliğini` zaafa uğrattı. Batı`nın İslam Dünyasına hediye ettiği bu `fitne`, Müslümanlar arasında ayrışmalara sebep olmuştur. "Kürt`ü Türk’e, Türk’ü Kürt’e,Arap’ı Türk’e, Türk’ü Arap`a, velhasıl-ı-kelam tüm Müslümanları birbirine düşman eden Batı; emperyal çıkarlarına ulaşmada bununla da yetinmedi! Müslümanları bir yandan `ayırımcı` milliyetçilik  fitnesi ile ayrıştırırken,diğer yandan da yeni ayrıştırma yöntemleri geliştirmiştir.` Hak olmayan yeni mezhepler,fraksiyonlar ve cemaatler` icat etmiştir.

Yüzyıllardır Müslümanları bir arada tutan `İslam kardeşliği` prensibini bir kenara bırakıp, bunun yerine ayrımcı milliyetçiliği,mezhepçiliği ve cemaatçiliği öne çıkarttığımız için `belalar` başımızdan eksik olmamıştır!

İsrail canisinin Müslüman Filistinli kardeşlerimizin kanını yıllardır dökmesi, Ortadoğu`da yıllardır yaşanan çatışmalarda oluk oluk kardeş kanının dökülmesi, İŞİD gibi `İslam` adına ortaya çıkıp İslam`a uygun olmayan eylem ve söylemlerde bulunan örgütlerin (cemaatlerin,grupların) ortaya çıkması `İslam kardeşliği` prensibinden uzaklaşmamızın sonucudur!

Kimine göre PKK Terörü,kimine göre de `Kürt sorunu` olarak da adlandırılan ve ülkemizde 30 yılı aşkın süredir devam eden terörün ülkemize maddi maliyeti asgari 350 Milyar Dolar civarında iken manevi maliyeti inanılmaz rakamlarla ifade ediliyor! Bu süreçte 7922`si kamu görevlisi, 5316`sı sivil ve 22100`ü terör örgütü üyesi olmak üzere 35500`ün üzerinde insanımızı kaybettik.Bu süreçte 17.600 civarında insanımız da yaralandı.

Terörün ülkemize verdiği zarar bu kadarla da kalmadı. Faili meçhul vakaların sayısı tam olarak bilinmemekle beraber 17 bin civarında olduğu sanılan insanımızın akıbeti bilinmiyor.Bu acı tablonun en önemli nedeni  üste belirttiğim akımın bir sonucudur. `Makro` düzeyde `ayrımcı milliyetçilik` akımının bir sonucu olmakla beraber `mikro` düzeyde Türkiye Cumhuriyeti Devleti`nin geçmişte uyguladığı tek tip  insan yetiştirme ve tek kültüre sahip olma anlayışı yatmaktadır.

Bu zihniyetin dünyasında insanlar arasındaki farklılıklara yer yoktur. Onlara göre İnsanların farklı kültürlere sahip olmasına da gerek yoktur. Herkes onların düşündüğü gibi düşünmeli, onların inandığı gibi inanmalı, onların yaşadığı gibi yaşamalı,onların konuştuğu dili konuşmalı,onların giydiği gibi giyinmelidir,onların dinlediği müzik türünü dinlemeli...

Batı emperyalizmin Müslümanları ayrıştırmak için başımıza musallat ettiği `milliyetçilik` akımının sonucu olarak ortaya çıkan bu zihniyetin üste belirttiğim uygulamalarından dolayı ortaya çıkan ve başta İsrail,ABD olmak üzere Batılı ülkeler tarafından da desteklenen PKK terör örgütü;sorununu `Kürt` sorunu olarak kabul ettirmeyi başardı! Kabul etsek de etmesek de PKK, Kürtlere yönelik yıllardır yapılan zulüm ve asimilasyon politikalarını kullanarak `Kürt ` vatandaşlarımızın önemli bir bölümünün desteğini almayı başarmıştır.

2002 yılında Ak Parti`nin iktidara gelmesiyle Kürt halkının o güne kadar elinden alınan ve  insanların yaratılıştan gelen haklarını geri verme hususunda önemli adımlar atmıştır.Gerek Kürt vatandaşlarımıza yönelik,gerekse Alevi ve muhafazakar kesime yönelik yapılan demokratik düzenlemeler ve kazanımların kalıcı olabilmesi için `tam demokratik anayasamızı` bir an önce yapmalıyız.

AK Parti hükümeti yıllardır ülkemizde yaşanan bu savaşın daha fazla kan dökülmeden çözümü için elini taşın altına koymuştur. Oslo görüşmeleri ile başlanan süreçte belli bir aşamaya gelindi.Bir yılı aşkın süredir ciddi bir terör faaliyeti olmaması sürecin başarılı bir şekilde sonuçlanacağı ümidini artırmışken son günlerde `Kobani` bahanesiyle yaşanan terör olayları ve ardından polis ve askerlerimize yönelik düzenlenen haince saldırıların ardından "Çözüm süreci sona mı eriyor" sorularının sorulmaya başlandığı dönemdeyiz!

“Kanı durdurmak” söylemi ile yola çıkılan ve `Çözüm Süreci` olarak adlandırılan bu proje, toplumun büyük kesimi tarafından benimsenmişken,süreçten geri adım atmak toplumda büyük bir hayal kırıklığına neden olacaktır! Bu sebeple “barışa” bir şans daha verilmeli.

Çözüm sürecinin ilk maddesi olan ülke dışına çıkma şartını bile yerine getirmeyen,Kobani bahanesiyle halkı sokaklara çağıran ve sokakları terörize eden PKK ve onun siyasi uzantısı BDP aklını başına almalı ve kendine şu soruları sormalı. Barış istiyor muyum? Ben ne yapıyorum? ...

Barışta samimiyseniz sürecin ruhuna taban tabana zıt olan  "ya dediğimiz olur veya tekrar silaha sarılırız" tehdidinden vazgeçmelisiniz! Silahları bırakmalısınız! Sokakları terörize etmekten vazgeçmelisiniz! En önemlisi de asker ve polisimize kurşun sıkmaya bir son vermelisiniz! Sürecin işlemesi ve olumlu bir sonuca ulaşması bunlara bağlı olduğunu göz ardı etmemelisiniz...

Terörü Türkiye`nin başına bela edenler, terörü destekleyen iç ve dış odaklar `Çözüm Sürecini` bitirmekte kararlı görünüyorlar.İslam Dünyasına sokulan `milliyetçilik`,`cemaatçilik` ve `mezhepçilik`... akımları ile Müslümanlar arasında başlayan ayrışmalar,huzursuzluklar ancak ve ancak `İslam kardeşliği` ve `ümmet` şuuru ile sona erdirilebilir.Bu gerçekten hareketle milliyetimiz,cemaatimiz veya mezhebimiz aramızda ayrışma nedeni olmaması gerekir.Batı emperyalizmin bize dayattığı `izmleri`,İslam dışı tüm kavramları ve ideolojileri elimizin tersiyle itmeli,Kur-an-ı Kerim`de Hucurat Suresi 10.Ayetinde Mevlamızın "Mü`minler ancak kardeştir.Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.Ve Allah`a karşı takva sahibi olun.Umulur ki, böylece siz rahmet olunursunuz." mealindeki buyruğunda ifade edildiği gibi İslam kardeşliği etrafında  birleşelim.

Bu sürece farklı nedenlerle karşı çıkan çevreler çok iyi bilmelidir ve anlamalıdır ki; bu süreç ülkemizin bölünmesine sebep olmayacak,bilakis ülkemiz halklarının birleşmesine ve bir yumruk gibi bir arada olmasına vesile olacaktır. Bu nedenle bu sürece tam destek vermek hepimizin İslami, insani ve de milli bir görevidir.

Büyük Türkiye yolunda  ilerleyen ülkemizin önünü kesmek adına birileri `Süreci` bitirmek için kararlı olduğu aşikardır.Bu ülkede huzurlu ve mutlu olarak geleceğe yürümek isteyen herkes onlardan çok daha fazla kararlı olması halinde barış için umut var olabiliriz. Aksi durumda kan ve göz yaşının eksik olmayacağı gelecek bizi bekliyor!

Seçim bizim...!

MEHMET ZENGİN



 

 



©2010 Copyright Mehmetzengin.net