MEHMET  ZENGİN

"ASKERİ DARBE DÖNEMİNDEN PARALEL DEVLET DÖNEMİNE...!"

19.04.2014

 "ASKERİ DARBE DÖNEMİNDEN PARALEL DEVLET DÖNEMİNE...!"

     Türkiye, 1950 yılındaki demokratik seçimlerle çok partili hayata geçtiğinden bu yana TSK, iç güvenliğin tehdit altında olduğunu iddia ederek bazen  yasaların geçmesini engellemek ya da geçirmeye zorlayarak,bazen de Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerini istifaya zorlayarak ya da alaşağı ederek demokratik sivil yönetime müdahale etmiştir.Bu darbe ve muhtıralar bazen emir komuta zinciri içinde(12 Eylül Darbesi gibi); bazen de emir komuta zinciri dışında sadece bir grup subay tarafından ( 27 Mayıs Darbesi gibi) planlanmış ve icra edilmiştir.

     27 Mayıs 1960 darbesi ,Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen ilk askerî darbedir.Bu darbenin ardından iktidarları istifaya zorlamak amacıyla çok sayıda darbe ve muhtıralar verilmiştir.Türk Demokrasi`sinin yüz karası darbe ve muhtıralar sırasıyla şunlardı; 27 Mayıs 1960 darbesi,12 Mart 1971 muhtırası,12 Eylül 1980 askeri müdahalesi takip etti. 28 Şubat 1997`de post-modern darbesi olarak adlandırılan darbenin ardından  27 Nisan 2007 tarihinde hükümete verilen” e-muhtıra” ile darbe ve muhtıra dönemi sona erdiği düşünülmektedir!

     Türkiye Demokrasi hayatı, sadece bu darbe ve muhtıralardan çekmemiştir.Bunların yanı sıra çok sayıda darbe girişimlerine maruz kalmıştır. “Dokuz Subay Olayı” ,”22 Şubat 1962 Ayaklanması ”,”20 Mayıs 1963 Ayaklanması” ,”20 Mayıs 1969 Darbe Teşebbüsü ” ,”9Mart 1971 Darbe Teşebbüsü” ,”Kafes Eylem Planı” ,”Sarıkız “,”Ay Işığı”,”Yakamoz”,”Eldiven” darbe planları,”İrtica ile Mücadele Eylem Planı”, “Balyoz darbe planı ” ve daha niceler…!

     2007 yılından sonra Türk Silahlı Kuvvetleri`nin bazı muvazzaf ve emekli mensupları, darbe planı ve ülkeyi kontrol altına almak amaçlı kaos planlarına ilişkin davalarla ilgili olarak yargılanmaya başlanmıştır. Bu davalar arasında Sarıkız,Ayışığı,Yakamoz ve Eldiven darbe teşebbüsü iddiaları, Balyoz darbe planı,İrtica ile Mücadele Eylem Planı,Ergenekon davaları,12 Eylül Darbesi ve 28 Şubat Süreci davaları bulunmaktadır.

     Bu davaların beş yılı aşkın bir süredir henüz sonuçlanmaması ve çıkan yeni yasa nedeniyle,tutuklu bulunanların tutuksuz yargılanmak üzere bugünlerde tahliye edilmeleri toplum üzerinde soru işaretlerinin oluşmasına neden olmuştur. Açılan davalar sulandırılıp üstü kapatılacak mı, yoksa tümü birer düzmece miydi? Halkımız şimdi bu soruların yanıtını aramaktadır!

   Bu konudaki şahsi kanaatim ise şöyledir:" Yargılanmada;usul ve esas açısından bazı  hataların yapıldığına ve bazı sanıklara yönelik haksızlıkların yapıldığına inanmakla beraber davalar doğru ve yerindeydi. Sanıkların beş yılın ardından tutuksuz yargılanmasına ise olumlu bakmaktayım.Bu tür davaların çok uzun sürmesinin ise sakıncalı olduğuna inanıyorum.Davalar daha kısa sürede ve kamuoyu vicdanında rahatsızlık yaratmadan sonuçlandırılmalıdır.

     1950 yılındaki demokratik seçimlerle çok partili hayata geçtiğimizden 2007 yılına kadar halkın oyları ile seçilen hükümetlerin alaşağı edilmesi ve edilmeye yönelik onlarca planların yapılmasını ;Türk Silahlı Kuvvetleri`nin kurumsal olarak ya da bazı subayların kendi başlarına inisiyatif alarak ülkeyi yönetmek,sistemi koruma içgüdüsü veya “demokrasiyi içselleştirememeleri gibi sebeplerle açıklamak tek başına gerçekçi bir değerlendirme olmayacaktır.

     Sivil yönetime yapılan müdahalelerin gerekçeleri arasında herkesin bildiği nedenlerin yanında en az bunlar kadar etkili faktör olan ve darbelerin yapılmasında itici güç etkisi yapan başka bir “etken” vardır .O etken,”halkın anımsanmayacak bir bölümünün “darbeleri” desteklemesidir!

     Evet yanlış okumadınız! 63 yıllık demokrasi hayatımızda,demokrasiyi bu ülkede neden bir türlü yerleştiremediğimizi, içselleştiremediğimizi ya da kurumlaştıramadığımızı çok iyi açıklayan trajik durum, halkımızın yaklaşık % 30`unun; “Ordu gerekli durumlarda hükümete müdahale etmelidir”! Düşüncesinde saklıdır.

    Bu kanaate nereden vardığımı merak edenlere Nisan 2013 yılında yayınlanan “BİLGESAM” raporunu dikkatlerine sunmak istiyorum:

“BİLGESAM, `Türk Silâhlı Kuvvetlerine Toplumsal Bakış` adlı Nisan 2013 tarihli raporu bize neden darbelerden ve darbe planlarından kurtulamadığımızı çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.

“BİLGESAM” raporunda konumuzla ilgili bölümü:

-Ergenekon yapılanmasının varlığına inanmıyorum diyenler: % 53.5

CHP`ye oy verenlerin sadece %18`i, MHP`lilerin de % 38`i bu yapının varlığına inanıyor.AKP `de % 87.5, BDP `de % 82.

-Ordunun 28 Şubat ve 27 Nisan müdahalelerini haklı buluyorum diyenler % 30.7

-AK Parti ve BDP`lilerin % 13`ü, CHP`lilerin % 54`ü 28 Şubat ve 27 Nisan`ı haklı görüyor.

-Ordu gerekli durumlarda hükümete müdahale etmelidir diyenler ; AK Partililerin % 15`i, BDP`nin % 9.6`sı bu düşünceyi benimserken, CHP`nin % 49.3`ü, MHP`nin de % 43`ü, gerekirse ordu müdahalesine yeşil ışık yakıyor.

    Halkın yaklaşık üçte biri;demokratik ülkelerde görülmemesi gereken `ordunun gerektiğinde hükümete müdahale edebileceğine` destek vermesi demokrasimiz ve ülkemiz adına üzüntü verici bir durumdur!

    1950 yılındaki demokratik seçimlerle çok partili hayata geçtiğimizden 2007 yılına kadar halkın oyları ile seçilen hükümetlerin alaşağı edilmesini kendisine hak ve görev sayan Türk Silahlı Kuvvetleri`ndeki darbe yanlısı güçlerin etkinliği,2007 yılından itibaren kırılmaya ve özellikle de 2010 yılındaki Anayasa değişikliği referandumundan sonra da minimize oldu! Askeri darbelerin ortadan kalkmış olmasında Balyoz,Ergenekon,12 Eylül ve 28 Şubat davalarının etkisi inkar edilemez. Ancak her şeyde olduğu gibi bu ciddi davaları da ülke olarak elimize,yüzümüze bulaştırmayı başardık! Umarım biran önce buna hukuki bir çözüm bulunabilir.Evrensel hukuk dairesinde suçlu olan cezasını,masum olanlarda aklanması tek beklentimiz olmalıdır!  

    Askeri vesayet bitti diye sevinirken 2013`ün 17 Aralık`ında ülkemiz yeni bir "vesayet" anlayışı ile tanıştı!

   Cumhuriyet tarihi, askeri darbe ve darbe girişimleri ile doluydu ama "Cemaat" darbesi ile ilk kez tanıştı. Paralel Devlet olarak da adlandırılan bu grup, Küresel güçlerin desteğiyle 40 yıldır sızdıkları devlet kurumlarındaki (emniyet,yargı v.s) yetkilerini kötüye kullanarak ülkenin Hükümetine ve Başbakan`ına yönelik bir operasyona kalkıştı.

    17 Aralık Küresel Operasyonu, ‘egemen millet’ ve ‘bağımsız devlet’ duruşundan rahatsızlık duyan küresel yapının ve onun uzantılarının ‘yolsuzluk iddiaları’ kılıfı giydirilmiş bir senaryodur. Bu operasyon ile devleti, milleti ve hükümetiyle birlikte Türkiye hedef alınmıştır.7 Şubat, Gezi Parkı olayları ve 17 Aralık Operasyonu, küresel sermayenin kirli bir oyunudur. Milletin egemen, devletin bağımsız olmasından rahatsızlık duyan iç ve dış odaklar, 17 Aralık’ta,yeni bir vesayet tesis etmek için son bir darbe vurmak istemiştir..

     Küresel operasyonla birlikte ‘yolsuzluk’ ve ‘paralel devlet’ olmak üzere ortada iki de iddia vardır. Her iki iddianın üzerine de kararlılıklagidilmelidir. Yolsuzluk iddia ve ithamlarının, hukukun genel ilke ve kurallarına uygun olarak kimse peşinen mahkûm ya da masum ilan edilmeden araştırılması, soruşturulması ve gerekli yargı süreçlerinin işletilmesi aklı selimi devre dışı bırakanlar hariç bütün toplumun ortak beklentisidir.

    Yolsuzluk iddialarıyla ilgili yargı sürecine; herkes hem ‘masumiyet karinesi’nin hem de ‘tarafsız ve bağımsız yargı’ ilkesinin hilafına olacak eylem ve tutumlardan özenle kaçınarak destek verilmeli, yargıyı etkileyecek ya da töhmet altında bırakacak beyanlardan kaçınılmalıdır.  

     Ordu veya Paralel yapıların hükümetlere  müdahale etmeleri kabul edilebilir bir durum değildir. Demokratik olmayan bu tür "Yapılar" hiçbir şartta böyle bir tasarrufta bulunmamalı,bulunamamalıdır! Bırakın müdahale etmeyi, müdahale söylemi bile ülkem için bir utanç kaynağıdır!

    Umarım ve dilerim ki 2007 yılında son verilen Askeri müdahalelerin ardından şimdi de "Paralel Devlet" olarak adlandırılan ,polis ve yargı eliyle yapılan müdahalelerin  ülkemde,dönmemek üzere tarihin çöplüğünde yerini alır!

Millet hem askeri hem de Paralel müdahalelerden bıktı,usandı! 

11/03/2014

MEHMET ZENGİN

©2010 Copyright Mehmetzengin.net