MEHMET  ZENGİN

KAMUDA KILIK VE KIYAFETE ÖZGÜRLÜK!

20.04.2013

25.10.1982 tarihli yönetmeliğe dayandırılarak yıllarca uygulananKılık-kıyafet yasağı 10 binden fazla öğrencinin eğitim hakkından,15 bin civarında memurun işinden olmasına neden oldu.Bu yönetmelik, 30 Yıldır ülkemin insanına reva görülen “Kılık kıyafet yönetmeliği” adı altında uygulanan başörtüsü yasağı ve kılık-kıyafet yasakları ile onbinlerce vatandaşın mağdur edilmesi,zulme maruz kalmalarına (bırakılmalarına) dayanak yapıldı! 

    Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların kılık ve kıyafetleri ile ilgili yıllardır yaşanan sıkıntının dayanağı 25.10.1982 tarihli yönetmelik neleri içermektedir? 

    Bakanlar Kurulu kararına dayandırılarak oluşturulan bu yönetmeliğe dayanarak okullarda öğrenci ve öğretmenlerin kıyafetlerini düzenleyen yönetmelikler çıkarılmış...

Söz konusu yönetmelik şunları içermektedir:
“Kadınlar: Elbise,pantolon,etek temiz,düzgün,ütülü ve sade ayakkabılar veya çizmeler sade ve normal topuklu,boyalı,görev mahallinde baş daima açık,saçlar düzgün taranmış veya toplanmış,tırnaklar normal kesilmiş olur...Kolsuz ve çok açık yakalı gömlek,bluz veya elbise ile strech.kot ve benzeri pantolonlar giyilmez.Etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz.Terlik tipi ayakkabı giyilmez.

Erkekler:Elbiseler temiz,düzgün,ütülü ve sade;ayakkabılar kapalı,temiz ve boyalı giyilir.Sandalet veya atkılı ayakkabı giyilmez. Bıyık tabii olarak bırakılır,uzunluğu üst dudak boyunu geçemez.Üstten alınmaz,yanlar üst dudak hizasında olur...”.

   Temel hak ve özgürlükleri hiçe sayan,kamuda başörtüsü yasağı dahil olmak üzere kamu görevlilerinin saç şekli,bıyık şekli,pantolonun kumaşı veya ayakkabının topuk boyunu belirlemeye kalkan antidemokratik ve insan onuruna yakışmayan bu yönetmeliğin acilen kaldırılması gerekmektedir.Kamu kurum ve kuruluşlarında 30 yıldır süren kılık ve kıyafet dayatması günümüz Türkiyesi’ne yakışmamaktadır. Özellikle son on yıldır ülkemizde; ekonomi, demokrasi ve diğer alanlarda görülen olumlu gelişmeler ışığında baktığımızda bu antidemokratik uygulamanın daha fazla sürdürülemeyeceği gerçeği ortadadır.


    Eğitim-Bir-Sen,12 Eylül’ün ürünü olan antidemokratik yönetmeliğe yönelik tepki göstererek Türkiye genelinde “Kılık-kıyafet özgürlüğüne evet, başörtüsü yasağına hayır” kampanyası başlatmasını bu bağlamda çok önemli görmekte ve desteklemekteyim. Yine Eğitim Bir Sen’in geçtiğimiz haftalarda düzenlediği “Özgürlük İçin 10 Milyon İmza” kampanyasını daha özgürlükçü bir toplum olma yolunda çok önemli bir girişim olarak görmekteyim. Bir ay gibi çok kısa bir sürede toplanan 12 Milyon 300 bin imzanın anlamı ise şudur:” Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının büyük çoğunluğunun, gerek kamu kurum ve kuruluşlarında gerekse ülkenin tüm sath-ı mahallinde; başta başörtüsü olmak üzere ,kılık-kıyafetin serbest olmasını istemektedir.

     Evrensel hak ve özgürlükler ,demokratik ülkelerde ne yönetmeliklerle ne de yasalarla kısıtlanamayacağı gibi yasaklanamaz da. İnsanların kamu görevlisi olmaları gerekçe gösterilerek, inançları, değer yargıları, bireysel tercihleri ve kendi bedenleri üzerine ne giyip giymeyeceklerine yönelik tercihleri yok sayılamaz, baskı altına alınamaz; alınamamalı da! İçinde bulunduğumuz 21.Yüzyıl da “devlet” artık vatandaşının ne giyip giymeyeceğine,neyi yapıp yapmayacağına karışmamalı...

     Son yıllarda demokrasimizin gelişmesi bağlamında yapılan çalışmaları dikkate aldığımda, hükümetimizin Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlarınkılık ve kıyafetleri ile ilgili sorununa mutlaka bir çözüm getireceklerinden şüphe duymamaktayım. Görülen odur ki hükümet bu sorunu “Yeni Anayasa” ile birlikte çözme eğilimindedir. Ancak yeni Anayasanın kısa sürede tamamlanamayacak olması ortada iken çözüm nasıl bulunacak? Çözümün yeri Bakanlar Kuruludur.Bakanlar Kurulu 25.10.1982 tarihli yönetmeliği kaldırarak sorunu çözebilir. 

   Umudum ve dileğim de odur ki, Bakanlar Kurulu bu yönetmeliği bir an önce kaldırır ve yıllardır çekilen sıkıntılara bir son verilmiş olur...

Mehmet zengin

©2010 Copyright Mehmetzengin.net