MEHMET  ZENGİN

FÜZE KALKANI PROJESİ ‘NİN GERÇEK YÜZÜ

03.04.2012

FÜZE KALKANI PROJESİ ‘NİN GERÇEK YÜZÜ

Füze kalkanı projesi nedir?

“ Füze Kalkanı projesi”, herhangi bir “NATO” ülkesine yönelik olarak füze saldırısı yapılması durumunda ilgili ülke buna kendi imkânlarıyla ya da diğer bir üye ülkenin imkanlarından yararlanarak karşı koyma durumudur.

Proje ne zaman başlandı?

“Füze kalkanı projesi “ George W. Bush döneminde tartışılmış ve yapılmasına karar verilmişti. Bu dönemde, projenin NATO kapsamında gerçekleştirilmesi, Polonya ve Çek Cumhuriyeti´nde konuşlandırılmasına karar verilmişti.

Projenin açıklanan hedefi neydi?

Amerikalı yetkililer, bu sistemin İran ve Kuzey Kore’nin içinde yer aldığı "şer ekseninde" bulunan ülkelere karşı Avrupa´yı ve ABD´yi vurabilecek ülkelerin hedef olarak seçildiğini ve sistemin tamamıyla savunma amaçlı oluşturulacağını açıklasalar da, Rusya füze kalkanı projesinin hedefinde kendisinin olduğunu savunmuş ve bu sistemin Doğu Avrupa´ya yerleştirilmesine izin vermeyeceğini açıklamıştı. Rusya’nın bu katı ve kararlı tutumu sonucunda “ Füze Kalkanı Sistemi” ‘nin Doğu Avrupa’da konuşlandırılmasından vazgeçilmiş, Obama döneminde ise Türkiye seçeneği ortaya atılmıştı.

Projenin gerçek hedefi!

NATO Genel Sekreteri’nin bir toplantıda yaptığı konuşmasında: “İttifakın temel görevi 28 üye ülkedeki 900 milyon vatandaşı muhtemel saldırılardan korumaktır. Tüm Avrupa’yı kapsayacak füze savunmasını bir NATO kapasitesi yapmamız gerektiğine inanıyorum”. Sözünün arkasında yatan ve açık ifade edilmeyen niyetin, Amerikalı yetkililerin belirttiği gibi NATO şemsiyesi altında bulunan ülkeleri ve burada yaşayan 900 milyon insanı korumak ve kollamak değil, ABD’nin Dünya egemenliğini sürdürmek, kendisine ve Orta Doğu’da koruması altındaki “İsrail’i” İran’ın iddia edilen olası saldırılarından koruma güdüsü ile planlandığı aşikardır. Dünya’yı istediği doğrultuda yönetme alışkanlığı çerçevesinde kendisine sorun çıkarabilecek bir Rusya ve Çin gibi ülkeleri de hedef almakta olduğu tezini de yabana atmamak gerekir!

Peki, neden Türkiye’de konuşlandırılmak isteniyor?

Kanaatimce Füze kalkanı projesinin Türkiye topraklarına yerleştirilmek istenmesinin iki ana nedeni vardır. Birinci neden; ABD’nin global menfaatlerine ters düşen ülkeler olarak tanımlanan “Rusya, Çin ve İran” ‘nın Türkiye’ye coğrafi olarak yakın olması, ikinci neden ise; İsrail’le arası bozuk olan, buna karşılık Rusya ve İran gibi ülkelerle yakın ilişki ve işbirliği geliştirmiş, Dünya ve özellikle de Ortadoğu’da inisiyatif alan, ben de bölgede bir gücüm diyen bir Türkiye’nin varlığı başta ABD olmak üzere kimi ülkeler tarafında rahatsız edici bulunmuştur. Türkiye’nin “İran, Suriye, Lübnan ve Rusya” ile tesis ettiği bloğu kırmak, Türkiye’yi bu ülkelerden uzaklaştırıp tekrar İsrail’le yakınlaştırmaktır!

Türkiye’nin çıkmazı nedir?

Füze Kalkanı Projesinin Türkiye’de konuşlandırılma isteği ABD tarafından değil de NATO tarafından önerilmesi Türkiye’nin en büyük çıkmazıdır! NATO’nun bir üyesi olarak üyesi bulunduğunuz bir kuruluşun kararlarına olumsuz yaklaşmak kolay olmasa gerek. Olumsuz bir cevap verilmesi durumunda ne gibi “ekonomik ve siyasi” sonuçlarla yüzleşeceğimizi dikkate almak gerekir! Projeye verebileceğimiz olumsuz yanıtın, karşımıza “Ermeni ya da Kürt dosyasını” getirileceği beklenmelidir. Sorun şurada; Acaba biz, karşımıza gelebilecek olumsuzlukları tolere edebilecek miyiz!

Çıkmazımızın bir diğer yüzü de, komşularımızla geliştirdiğimiz iyi ilişkilerimizin “Füze kalkanı projesi” ile bozulacağı, çıkmaza gireceği gerçeğidir. Füzelerin kendilerine yönelik olarak konuşlandırıldığını bile bile Türkiye ile iyi ilişkileri devam ettirmelerini beklemek gerçekçi olmaz.

Peki, Türkiye ne yapmalı?

Türkiye tarihinin en önemli kararlarından birini verme aşamasındadır. Bu kararı vermek kolay olmayacaktır. Türkiye’nin önünde “hayır “ diyerek bağımsız ve cesur politika izleme şansı var ki bu durumda kendi çıkarlarını korumuş, bölgesel güç olmanın gereğini yerine getirmiş olacaktır. Böyle bir karar halkın içine sindirebileceği bir karar anlamına da gelecektir.

Eğer karar “evet” yönünde olacaksa, milli çıkarlarımıza ters düşmeden ve komşularımızı rahatsız etmeyecek bir formül ile olmalıdır.

Verilecek kararda ”Beyaz ve Siyah” yoktur! Burada bir seçim yapılacak. Bu seçim ABD’den ve Avrupa’dan yana mı, yoksa komşularımız ve İslam Dünyası’ndan yana mı olacağıdır! Her iki tarafı da kaybetmeden bulunabilecek üçüncü bir yol var mı? Umarım böyle bir yol bulunur!

Ülkemiz için hayırlısının olması dileğiyle…..

Mehmet Zengin

27/10/2010

©2010 Copyright Mehmetzengin.net