MEHMET  ZENGİN

STOCKHOLM SENDROMU MU DEDİNİZ!

03.04.2012
 

STOCKHOLM SENDROMU MU DEDİNİZ!

Geçtiğimiz günlerde bir siyasi partimizin lideri İktidar partisine oy veren % 50’lik kesimin oy verme eğilimini  “Stockholm Sendromu” ile açıklamaya çalışmış. Bu benzetme kamuoyunda tepkilere, tartışmalara neden olmuştu.

Yazımın hemen başında bilmeyenlere “ Stockholm Sendromu” ‘nun ne olduğunu anlatayım. Geçmişte Stockholm’ da yaşanan bir banka soygunu olayında rehinelerin soyguncuların tarafına geçmesi ve polise “bizi kurtarmayın ” diyerek direnmeleri ile başlayan. Yargılama aşamasında da aralarında para toplayıp soygunculara destek vermeleri ile bilinen olayın ta kendisidir.

Bir diğer ifadeyle de “ mağdur birinin, kendisine zulmedene hayranlık duyması” anlamına da gelir. Kısacası psikolojik rahatsızlık durumu…

Bu günlerde herkes bunu tartışıyor. Acaba halkın yarısında “Stockholm sendromu”  rahatsızlığı mı var!  Hemen söyleyeyim, halkta Stockholm sendromu olmadığı kesin ama bazılarında “ demokrasiyi ” içselleştirememe sendromu olduğu görünüyor. Kuruluş amacı ülkeyi yönetmek olan bir siyasi partinin ve siyasetçinin, yetkiyi alacağı halkın bir bölümüne hastalıklı yaftası yapıştırması ne hazin bir durumdur! Üzülerek ifade etmeliyim ki sadece siyasetçi cenahından değil aynı zamanda çok farklı kesimlerden benzer aşağılayıcı tanımlamalar, benzetmeler gelmektedir. Hatırlayacağınız gibi geçtiğimiz aylarda bir sanatçımız halkın % 50’sini aptal olarak tanımlamış. Gazetecilerden biri de halka “ bidon kafalı”, “ göbeğini kaşıyan adam” diyerek aşağılamışlardı. Halkı küçük gören bu zihniyet kendi oyu ile halkın oyunun aynı değerlendirilemeyeceğini dahi söyleyebilmişlerdir. Bunca olumsuz örneklerin yanında halkın iradesinden memnun olmadığı halde, halkın kararına “ şapka” çıkarıp yazmayı askıya alanlarda yok değil tabii! 

Milli iradeye karşı bu saygısızca söylem ve davranışları ortaya koyanların halktan uzaklaştıklarını fark etmeleri gerekir. Halka rağmen siyaset yapılamayacağına göre, halkın onayını ve sevgisini kazanmanın yolları aranmalı. Halkı aşağılayan söz ve davranışlardan vazgeçilmeli. Demokratik seçimlerin sonuçlarına saygı gösterilmeli.

Türkiye’de İktidar partisinin 3 dönemdir üst üste halkın desteğini, üstelik oylarını artırarak almasının nedenlerini  muhalefet partileri analiz etmeli,  analiz sonucunda elde edilen verilerden yola çıkılarak yeni bir siyasi söylem geliştirmelidir. Yeni yaklaşım, halkın değerleriyle ve inançları ile barışık olmalı.

 

YASALAR MI EVRENSEL HUKUK MU?

Son günlerde gündeme oturan ve tartışılan bir diğer konu da “yasalar değil,  evrensel hukuk kurallarına göre hüküm verilmeli” yaklaşımıdır. Bu düşünceler bu günlerde tv ekranlarında hararetle tartışılıyor. Bu görüşü ortaya atanları ve hararetle savunanları hayretler içerisinde izliyorum!

Daha düne kadar darbeleri alkışlayanlar, hukuk ve demokrasi dışı söylem ve eylemlerde bulunanlar bugün “demokrasi”  ve “evrensel hukuk” kavramlarını ağızlarından düşürmüyorlar. Bugün halkın oyları ile seçilen Mehmet Haberal ,Mustafa Balbay ve Alan’ı “demokrasi ve halkın iradesi “ kavramlarına haklı bir vurgu yaparak savunmaları ne kadar haklı ise geçmişte yine halkın oyları ile seçilen “Merve Kavakçı” ‘nın  Meclisten atılması ve vekilliğinin düşürülmesine sessiz kalmaları o kadar yanlıştı. 367 vakası veya halkın oyları ile seçilen iktidar partisinin kapatılması teşebbüsü gibi birçok benzer olayda durumu “ yasalarla” açıklamaya çalışanlar “ evrensel hukuku “ hatırlayamayanlar bugün kendilerine dokununca yasalara değil, evrensel hukuk kaidelerine göre hüküm vermeliyiz diyebiliyorlar. Evrensel hukuku savunanların iyi niyetli olduklarını düşünebilmek için geçmişle yüzleşmeleri ve yaptıkları hatalardan pişmanlık duyduklarını ,çifte standartlı bir tutum içinde olduklarını itiraf etmeleri gerekir. Her şeye rağmen gelinen bu son noktayı olumlu buluyorum. Evet asıl olan evrensel hukuk kuralları olmalıdır. Bunun gerçekleştirmenin yolu da iyi niyetli, çifte standarttan uzak bakış açısına sahip olmak ve bu doğrultuda yapılacak “yeni sivil anayasa” ile mümkündür. Umarım bu dönemde “ evrensel hukuka”  uygun demokratik sivil bir anayasayı yapmayı hep beraber başarırız. Hepimizin buna ihtiyacı olduğu bu son olayla açık biçimde ortaya çıkmış oldu.

Öyleyse hadi el ele verelim ve yeni Anayasamızı yapalım……

 

Mehmet zengin

30.06.2011

©2010 Copyright Mehmetzengin.net