MEHMET  ZENGİN

BEN ERMENİ DEĞİLİM AMA…!

03.04.2012

        Ben Ermeni değilim ama…!

 

        Geçtiğimiz günlerde açıklanan” Hrant Dink suikatı” kararı ardından cinayetin bireysel bir cinayet mi, yoksa örgütsel bir cinayet mi olduğu ile ilgili her kesimden yazar-çizer,düşünür,politikacı ve vatandaşlar görüş beyan etmektedirler.Mahkeme heyetinin verdiği kararda cinayetin bir örgüt işi olmadığı,diğer bir ifade ile böyle bir bağlantıyı gösteren delile rastlamadıkları yönünde olmuştu.

    Kararın ardından yoğun bir tepki meydana geldi. Başta davanın savcısı olmak üzere toplumun çoğunluğu,kararın yanlış olduğuna,cinayetin bireysel değil,örgütsel bir eylem olduğuna dikkat çekmeye çalıştılar.Bu tepkilere devletin başı olan sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakan ve Bakanlarımız da dahil olurken; eleştirilerin ortak noktası “toplumsal vicdanın“ bu kararla rahatlamadığı yönünde oldu.

      Hemen belirteyim ki şahsım da bu karardan tatmin olmadı. Nasıl tatmin olabilirdim ki? Suikastın gerçekleştiği günlerde yaşananlar ve perde arkasında anlatılanlar bir tarafa davanın savcısı olan Başsavcı Vekil Seçen’in Hrant Dink suikastı soruşturması hakkında “ örgüt suçu! Deliller de var!” Sözünü biraz daha genişleterek: “Bize göre Dink’in öldürülmesi örgütlü suçtur. Örgüt işi olduğuna dair dosyada deliller var.Bu sebeple örgütün suç olduğunu iddia ettik.Temyiz başvurusunda mahkemenin kararını örgütlü suç olduğu gerekçesiyle bozulmasını isteyeceğiz.” Demesi. Üstüne; davayı bizzat gören ve kararı örgüt yok diye açıklayan 14. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nin Sayın Başkanı Rüstem Eryılmaz’ın:”Karar beni de tatmin etmedi”. “Bu cinayetin birkaç delikanlının işleyeceği bir şey olarak değil de arka planının muhtemel olduğu, fakat tam olarak ortaya çıkaramadık…” şeklindeki ifadelerini dinledikten sonra kararın vicdanımızda rahatlama meydana getirmesini beklemek vicdan sahibi insanlar için mümkün olmasa gerek!

      Hrant Dink davasının kararı ardından sosyal medyada yapılan yorumları, "Bir Ermeni ölmüş diye 5 yıldır ağlaşıyorsunuz, bir Ermeni için yürüyorsun" ve benzeri insafsız, vicdansız, insanlıktan nasiplenmemiş ifadeleri okudukça üzüldüm. Öldürülenin kimliği, milliyeti, ırkı veya dini değil, insan olması bizim hassasiyetimizin nedenidir. Art niyetli insanların, ülkemizi kaosa sürüklemek için planladıkları bu ve buna benzer cinayetlere karşı çıkmak, ölenin kimliğine bakmamaksızın, uğradığı zulme ve hukuksuzluğa karşı çıkmak hem dini hem de milli görevlerimiz arasında olduğu kanaatindeyim. Ayrıca da hukuk hepimize lazımdır. Bugün Hrant Dink’e yapılan hukuksuzluğa, adaletsizliğe sırf “Ermeni’dir” diye ses çıkarmaz, onun hakkını aramaz isek yarında aynı durumla karşı karşıya kalabileceğimizi de unutmamak gerekir! Unutmayalım ki ülkeleri adalet, hukuk ayakta tutar.”Adalet mülkün temelidir”.Temeli çöken bir bina ayakta kalamaz. Yüzyıllardan beri insanlar her zaman adalet arayışı içinde olmuşlardır. Çünkü adaletin olmadığı yerlerde anarşi, kan, huzursuzluk, gözyaşı ve mutsuzluk olurken, adaletin hüküm sürdüğü devletlerde huzur, saadet, barış ve mutluluk hüküm sürmüştür.

      Ülkemizde hukukun üstünlüğünün hakim olması, herkesin huzur içinde yaşadığı müreffeh bir ülkenin inşasına katkı sağlamak adına herkese adalet istemeye ve herkesin hukukunun korunması adına yazmaya ve konuşmaya devam edeceğim. Bu itibarla Hrant Dink davasının bundan sonraki sürecinde hukuka uygun, adil bir yönde gelişmesi ve sonuçlanmasını umut etmekteyim! Yanlış, yapana kar sağlamaması için, insanlık adına ve vicdanlar adına hukukun ve adaletin tecellisini bekliyorum…

    Evet, ben bir Ermeni değilim ama bir Ermeni’nin hakkını ve hukukunu savunabilecek kadar da insanlıktan nasibini almış bir müslümanım. (Elhamdüllilah)!

 

  Mehmet zengin

21/01/2012

 

©2010 Copyright Mehmetzengin.net