MEHMET  ZENGİN

Okunma : 1

25.2.2019

Mehmet ZENGİN

AK Parti ve Erdoğan’a muhalif eski AK Parti’li siyasetçilerin, başında Abdullah Gül’ün olacağı konuşulan yeni parti için kulis çalışmaları bir süredir devam ediyordu. AK Parti’den ayrılan veya bir şekilde dışlanan eski siyasetçilerin yeni parti kuracakları iddialarında önemli gelişmeler yaşanıyor. Uzun süredir dillendirilen yeni oluşumla ilgili önemli bilgiler gelmeye de başladı.

Edindiğim istihbarata göre, gizli sürdürülen “yeni parti” çalışmalarında somut adımlar atılmaya başlanmış. Geçmişte AK Parti genel başkan yardımcılığı görevinde bulunan ve iki dönem milletvekilliği yapan bir siyasetçi ve bazı iş adamlarına yeni kurulacak partide görev almaları için teklif götürülmüş.

 “Dostluk Grubu İş İnsanları” adı altında bir araya gelen muhalifler yeni kuracakları partiyi Mayıs ayında kamuoyuyla paylaşacaklar. Bu gizli bilgi siyasetin gündemini değiştirecek ve büyük yankı uyandıracak.

Bu çerçeveden bakıldığında 15 Şubat’ da “Elite World Europe Hotel’de” eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun katılımıyla gerçekleşecek ‘Dostluk Grubu Şubat Ayı Buluşması’ önem arz etmektedir.

Edindiğim bilgiler ve yaptığım analizler ışığında şunu söyleyebilirim ki, “Dostluk Grubu İş İnsanları” adlı bu birliktelik; Erdoğan’la ters düşen,  partiden uzaklaştırılanlar veya ayrılanların bir araya gelerek kurdukları bir oluşumdur. Bu oluşum, kurulacak yeni partinin alt yapısını oluşturacak.

Yeni kurulacak partinin başında, iddia edildiği gibi Abdullah Gül değil, Ahmet Davutoğlu olacakmış gibi görünüyor. Abdullah Gül ise partinin lideri olarak perde arkasında kalmayı tercih edeceğini düşünüyorum.

 Elbette şimdilik!

Mayıs Ayı’nın seçilmesi tesadüf değildir. Bu tarihi belirlenirken, Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimlerde AK Parti’nin olası kötü bir sonuç alacağı beklentisi etkili olduğunu düşünüyorum. Seçim sonucunu görmek istedikleri ortada. Aksi bir sonuçta kararlarını bir başka bahara erteleyebilirler!

İki gün sonra gerçekleşecek “gizli” toplantı şuana kadar kamuoyundan saklandı. Toplantının yapıldığı, nelerin konuşulduğu ve alınan kararlarla ilgili bir açıklama yapılıp yapılmayacağı belli değil. Gizliliğin Mayıs’ta yapılacak açıklamaya kadar sürecektir kanımca. Sonucu bekleyip göreceğiz.

Peki ne oldu da eski "dostlar” ayrı düştüler?

2007 yılındaki grup toplantısında kendisini Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklarken ona “kardeşim” diye hitap eden ve onu devletin tepesindeki en büyük makama getiren yol arkadaşı, dava arkadaşı Recep Tayyip Erdoğan’a isyan bayrağını açmasıyla sonuçlanan süreçte nelerin yaşandığını bir kez daha hatırlayalım.

 Yıllarca birlikte mücadele eden bu iki eski ‘dostun’ arası 2013’teki Gezi Kalkışması sırasında bozulmaya başladı. Hükümeti düşürmek için devreye sokulan sokak olaylarını ‘demokratik gösteriler’ olarak değerlendirmesi ve “demokrasilerde her şey seçim demek değildir”şeklindeki talihsiz açıklaması iki dostun arasında yaşanan ilk çatlak oldu.

 17-25 Aralık 2013’te Fetullahçı Terör Örgütü tarafından gerçekleştirilen “Yargı-Polis” darbesi sürecinde Bilal Erdoğan’a yönelik planlanan operasyonu engellemek için Abdullah Gül’den yardım isteyen Bilal Erdoğan’a, Gül’ün verdiği iddia edilen;" Bu durumda bir Cumhurbaşkanı olarak müdahale edersem iş daha da büyür. `Evladım, herhalde bu yolsuzluk olayının içinde değilsin, olamazsın da, yani korkacak bir şeyin yok, bence hiç çekinme, git ifade ver.” şeklindeki cevabı Erdoğan’ı oldukça kızdırmıştı.

Bunun dışında :

 

  • 2014`de cumhurbaşkanlığı görev süresi sona eren Abdullah Gül`e çok arzu ettiği yeniden adaylık yolunun kapatılması…
  • Başbakan Erdoğan`ın `Twitter`ın kökünü kazıyacağız` sözlerinin ardından Twitter`a getirilen erişim yasağının, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yapılan paylaşımlarla delinmesi…
  • 15 Temmuz 2016`daki FETÖ darbe girişimini ve terör olaylarını bastırmada görev alan sivillerin yargıdan muaf tutulmalarını sağlayan 696 sayılı KHK polemiğinin yaşanması…
  • Başkanlık anayasasının oylandığı 16 Nisan 2017 referandumu sürecinde “EVET” yönünde hiçbir açıklama yapmaması, sessiz kalması "Hayır" bloku ile birlikte hareket ediyor olarak algılanması…

 Ve nihayetinde Başkanlık seçiminde Erdoğan’ın karşısına “Millet İttifakı” adayı olarak çıkmaktan son anda vazgeçmiş olması ikilinin ayrı düşmesinde etkili olan sebepler olarak gösterebiliriz.

 31 Mart yerel seçimlerinden sonra siyaset önemli gelişmelere gebe!

MEHMET ZENGİN

13/02/2019

yorum ekle gonder twitter paylas facebook paylas

Yorumlar

İlk Yorumu Siz Ekleyin

Yorum Yaz

Yazarın Diğer Yazıları

©2010 Copyright Mehmetzengin.net