MEHMET  ZENGİN

Okunma : 1

haber

 Nefret söylemine maruz kalan grup ya da gruplar, genelde azınlık ve dezavantajlı kesimler olmakla beraber bazen egemen grup ve kimliklere karşı da nefret söyleminde bulunulan durumlara rastlamak mümkündür.

Türkiye’de olduğu gibi!

    Sosyal medyanın ise “nefret söylemlerinin”  yaygınlaşmasında önemli bir rolü oynadığını unutmamak gerekiyor. Sosyal medyanın kullanıcılarının sürekli olarak nefret söylemlerine insanları davet etmesinin bir şekilde önüne geçilmesi gerekir. Aksi takdirde, kontrol edilmeyen nefretin şiddetle, aşırıcılıkla ve ölümle sonuçlanacak bir noktaya gelmesi içten bile değildir.

    Ortadoğu’yu (Irak, Afganistan, Libya, Suriye, Yemen vs) kan gölüne çeviren, insanları birbirine düşürerek ülkelerin zenginliklerini sömüren küresel aktörler ve onların uzantıları ABD, İsrail, vahşi Emperyalizm ve Siyonizm; emellerine ulaşmak için her daim izledikleri yol, ülkede insanları arasında fitneyi yayarak nefret söylemini yaygınlaştırmak olmuştur.

   Ülkemizin küresel güçlerin operasyonel alanlarının başında olduğunu bilmeyen yoktur. Jeopolitik konumu, enerji kaynaklarına yakınlığı, geleceğin yakıtı olarak bilinen bor madenin rezervlerinin % 75’inden fazlasının ülkemizde olması, genç nüfusu, şaşalı tarihi geçmişine olan özlemi doğrultusunda yeniden büyük Türkiye hedefi olan bir lidere sahip olması ve güçlü hinterlandımız nedeniyle karanlık emeli olan küresel aktörlerin hedefinden kurtulamaz. Tüm hesaplar Türkiye üzerinde yapıldığını unutmayalım. 


    AK Parti`nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi`ne açılan dava,  Gezi Kalkışması, 17-25 Aralık Emniyet/Yargı darbesi, MİT Tır’ları ihaneti, 15 Temmuz FETÖ Darbe girişimi, Dolar saldırısı, Katar’a yönelik Suudiler ve BAE’nin ABD destekli operasyonu, Yemen’de gerçekleştirilen darbe, Venezuella’da Maduro’ya yönelik darbe girişimi vb. olaylar; Başkan Erdoğan’ı bitirme planının birer parçalarıdır.

    Erdoğan’ı bitirmek ise Türkiye’ye diz çöktürmektir. Türkiye’yi küresel güçlere emanet etmekten başka bir anlamı yoktur. Zira iki kutuplu siyasi yelpazeye bölünen ülkemizi dış saldırılara karşı, güçlü liderliği ile tüm zorluklara rağmen ayakta tutmayı başaran bir liderdir

Unutmayınız….!

    ABD’nin Suriye’deki nihai hedefleri arasında; bölgedeki petrol yataklarına el koymak, Türkiye’nin sınırına bir terör koridoru inşa ederek Kürt devleti kurdurmak ve İsrail’in güvenliğini sağlayarak Tevrat’ta bahsi geçen “Arz-ı Mevud” yani “Vaad Edilmiş Topraklar” olarak ifade edilen, Fırat’tan Nil’e kadar olan bölgede bir “Büyük İsrail Devleti’ni” kurdurmaktır. Vaad Edilmiş Topraklar’ın bir kısmının da ülkemizde olduğunu hatırlatmakta yarar vardır.

    Siyonizm’in, `Arz-ı Mevud` hayaline ulaşması için Türkiye’nin zayıf düşürülmesi gerekir. Çünkü güçlü bir Türkiye’yi, amaçlarına ulaşmalarının önündeki en büyük engel.

   Türkiye ile açık bir savaşa girmeye cesaret edemeyen `Küresel Aktörler` ve ABD, terör örgütlerini kullanarak bize karşı `Vekâlet Savaşı’ yürütmektedir. Bunun yanında farklılıklarımızı kaşıyarak aramıza fitne sokma gayreti içindeler.  Bunun için de nefret söyleminin dozunu artırarak gerginliği artırmak peşindeler.

    Kapımızdaki tehlike bu kadar ayan-beyan ortadayken ülkede neler yaşanıyor diye baktığımızda durum hiç de iç açıcı gözükmüyor.

    CHP, Başkan Erdoğan’ın toplumu gerdiğini, nefret söylemini dillendirdiğini iddia ederken; AK Partililer ise aksini iddia etmektedir. İki kutuplu siyaset arenasındaki karşılıklı itham yıllardır devam ediyor. Bu arada toplum da gerildikçe geriliyor!

    Peki nedir bunun aslı? Ülkeyi gerçekte kim geriyor?

   Bunun yanıtını bulmamız için her iki tarafın söylem ve eylemlerine tarafsız gözle bakmak yeterli olacaktır. Elbette AK Parti cenahında da karşı tarafa yönelik zaman zaman nefret içeren söylemler olabilmektedir. Kimse apak değildir. Ancak kamuoyunda oluşan algı, sanki toplumu sadece AK Parti, Erdoğan ve AK Partililer germektedir. Bu algıyı elbette CHP’li yöneticiler ve millet ittifakının diğer üyeleri ile onları destekleyen medya oluşturmaktadır. Kendilerini ise sütten çıkmış ak kaşık gibi gösteriyorlar. Gerçeğin böyle olmadığını onlarda biliyor ancak her tartışmada olduğu gibi, bugünlerde yaşananları da kendilerine siyasi rant yapma gayreti içindeler. Toplumsal her meseleyi rejim krizine çevirme anlayışı bir CHP geleneğidir.

    CHP, Erdoğan’dan kurtulmak için, her fırsatta ülkenin tek adamlıkla yönetildiği, tek sesliliğe evrildiği ve toplumu kutuplaştırdığı yolunda bir algı oluşturmaya çalışıyor. Böyle yapmakla hem AK Parti’yi yıpratacaklarını, hem de zımnen, sanki kendileri ülkede demokrasi ve çok seslilikten yanaymış gibi bir algı oluşturacaklarını düşünüyorlar.

    Erdoğan’ı nefret söylemleri ile toplumu kutuplaştırmakla suçlayanların sicilleri de oldukça kabarıktır.

    Ankara`nın Çubuk ilçesinde, PKK tarafından şehit edilen Yener Kırıkçı için düzenlenen cenaze töreninde yaşanan talihsiz olaydan AK Parti Hükümetini ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu sorumlu tutan CHP yöneticileri ve CHP medyası, (Sözcu-Cumhuriyet...) AK Parti`yi suçlamayı ve aba altından sopa göstermeyi sürdürüyor.. 

    Bu suçlama haksız ve mesnetsizdir. AK Parti ve Başkan Erdoğan, olayın yaşandığı anda tepkilerini ortaya koydular. Yaşanan şiddeti kınadılar. Hatta tabanlarının öfkesini çekme pahasına Osman Dayı’nın kelepçelenerek hapse atılmasına dahi göz yumdular!

    Tüm bunlar bile Erdoğan karşıtlarını memnun etmedi. Öfkelerini her mecrada dile getirmeyi sürdürüyorlar. Çünkü onların niyeti üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir!

     PKK’nın siyasi ayağı olan HDP ve FET֒cülerle seçimlerde işbirliği yapacaksınız. Milletvekillerin PKK’lı teröristin cenazesine katılacak. PKK’nın Suriye kolu olan YPG/PYD için “terör örgütü değildir” ifadelerini kullanacaksın...

     Şehit cenazesine katıldığınızda tepki olunca bas bas bağıracaksınız.“Bu Türkiye’ye atılmış bir yumruktur” diyeceksiniz. Peki, geçtiğimiz yıllarda sizin cenahın AK Parti Bakanı Yıldız Taner’e attıkları yumruk için neden aynı ifadeyi kullanmadınız da “demokratik tepki” olarak nitelendirdiniz diye sorarlar adama.

     400 vatandaşımızı şehit eden ve ülkenin Başkanı’na suikaste kalkan hainlerin gerçekleştirdiği 15 Temmuz’a “tiyatro” olarak nitelendirmenizi nasıl izah edeceğiz?

     Peki, 2011 yılında AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın konvoyuna CHP yanlısı magandaların taşlı saldırı sonucu koruma görevlisinin ağır yalanması ile sonuçlanan saldırıyı kınaması gereken ülkenin ana muhalefet partisinin lideri, " Rüzgar eken fırtına biçer " ifadesiyle çirkin saldırıyı legaleştirme yoluna gitmesini nasıl açıklayacağız?

    CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun;

     Erdoğan’ı kastederek: “Benim adımı yolsuzlukla anarsan…” diye başladığı ve sonunu getirmediği, fakat herkesin neyi kastettiğini anladığı o talihsiz sözleri…

     Halkın yüzde 52’sinin oylarıyla seçilen Başkanı devamlı “faşist diktatör” diye aşağılamaya çalışması..

    Hendek kazıp polise kumpas kuran teröristleri `arkadaş` olarak nitelendirmesini, yahut “Biz hapiste hasta yatan PKK`lıya da gittik, DHKP-C`liye de gittik. Hiç ayrım yapmadık" ifadelerini…

   Şafak Pavey`in Selahattin Demirtaş`a "Beraber iyi salladık" sözlerinin anlamını nereye koyacağız?

   CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’un "16 Nisan`da %60-65 Hayır çıkacak. Ama evet çıksa bile yine Samsun`dan çıkarız ve sizi de yedi sülalenizi de İzmir`den denize dökeriz. Ortalığı yıkarız ama yine de devleti yönetmenize izin vermeyiz" diyerek AK Partilileri tehdit etmesi kutuplaştırmanın, nefret söyleminin alası olarak tarihi geçmiştir.

    CHP’nin kutuplaştırıcı, nefret söylemleri ile dolu eylemleri ve söylemleri bunlardan ibaret değil elbet.

    CHP`li Veli Ağbaba, "AK Parti`ye oy verenin elleri kırılsın"…

    Kılıçdaroğlu`nun "Aileden Sorumlu Bakan da zaten birilerinin önüne yatmış vaziyette" diyerek bir kadına ağza alınmayacak sözleri…

   CHP Parti Meclisi Üyesi ‘hukukçu’ Sera Kadıgil’in; “O ezanları ki şahadetleri dinin temeli ama benim yurdumun üstünde ebedi inlemesin artık ya! Resman ağzıma ağzıma okunuyor her sabah. Hayatta hiçbir laftan tiksinmedim ‘şehitler ölmez vatan bölünmez’den’ tiksindiğim kadar”  Kapıda oynayan çocuklardan rahatsız olunca kızgın yağ dökem mi üstlerine? Ya da uykumdan uyandıran ezan için camii basıp imamı mı keseyim?”mealinde kin ve nefret dolu hezeyanları…

     8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle, CHP PM üyesi Sera Kadıgil, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, ve CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok’un da aralarında bulunduğu “feminist” kadın grubunun ezan-ı şerifi protesto etmeleri…

    Ve daha niceleri!

    Allah aşkına toplumu geren, insanları ayrıştıran, kutuplaştıran kim?

    Nefret söylemini bu ülkede kimler körüklüyor?

   Nefret söylemine maruz kalan grup ya da gruplar, genelde azınlık ve dezavantajlı kesimler olmakla beraber gördüğünüz gibi Türkiye’de “egemen grup”  nefret söylemine maruz kalmaktadır.

    Her şeyden önce dürüst olmalı insan!

    Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına da reva görmeyeceksin.

    Benim cenahımdan yapılanlara “demokratik tepki”, karşı cenahtan gelirse tukaka!

    Bu kafa yapısı sağlıklı bir ruh hali değildir.

    Herkes aynaya bakmalı ve ben nerede yanlış yapıyorum diye düşünmelidir!

    Ya olduğumuz gibi görüneceğiz, ya da göründüğümüz gibi olacağız!

    Samimiyetle işe başlanabilir.

yorum ekle yazdir gonder twitter paylas facebook paylas

Yorumlar

İlk Yorumu Siz Ekleyin

Yorum Yaz

Diğer Haberler

  • haber

    AMACA GİDEN HER YOL MÜBAH...

    Gerek bireysel olarak, gerekse siyasetçi olarak ulaşmak istediğimiz çeşitli amaçlarımız olabilir....

  • haber

    Tanzimat’ın ‘doğurduğu’ ç...

    Her devlette olduğu gibi Osmanlı Devleti’nde bir reorganizasyona ihtiyaç vardı elbet. ...

  • haber

    Sendikalar, öğretmenlerin...

    Sendikalar,öğretmenlerin mağduriyetine neden sessiz?...

  • haber

    10 Mart’ta ne olacak?...

    CHP`li Altay,"ekonomi, iç ve dış barış, güvenlik" konuları ile ilgili açıklamalarının ardından 10 Mart`ı işaret ederek; ...

  • haber

    Eski ‘dostlar’ Erdoğan’a ...

    AK Parti ve Erdoğan’a muhalif eski AK Parti’li siyasetçilerin, başında Abdullah Gül’ün olacağı konuşulan yeni parti için kulis çalışmaları......

  • haber

    “Beka” sorunu ciddiye alı...

    Erdoğan’ın “Cumhur İttifakı’nı” kastederek:” İnşallah pazara kadar olmaz, mezara kadar olur” söylemi bir endişenin sonucu muydu?...

  • haber

    Maduro neden hedefte?...

    Chavez göreve gelir gelmez anayasayı değiştirerek,ABD işletmesinde olan petrol şirketini millileştirmesi küresel aktörlerin Venezuella’yı.....

  • haber

    Maduro neden hedefte?...

    Önceki gün ordu içinde yuvalanmış,küresel aktörlerin menfaatini milletinin menfaatinden önde gören işbirlikçi askerler ile darbe girişiminde...

©2010 Copyright Mehmetzengin.net